Altan sinsi hesaplarıyla Nuri'ye yaklaşır. Fakat kader Altan ve Nuri'nin başını hep tehlikeli maceralara sürükler. Her şeyin çok güzel olacağını zanneden ikilimiz beraber ağlar, beraber güler.
⌘K
Replik ara
⌘K
↑ Önceki sayfa için yukarı kaydır
öncesi yükleniyor...
Düşünsene eve giriyorsun. Böyle bir manzara.
Artık elinden bir şey gelmiyor. Sen diyeceksin ki...
...Ayla öyle bir şey yapmaz.
Yaptı, yapmadı. Neyse ne? Hayat işte.
- Ulan amma attın be, Altan. - Yok ya! Allah Allah!
Hala mı anlatıyorsun be oğlum? Bana bak bu adamı alçıya alır ha!
- Altan, yürü gidiyoruz. - Buldun mu yeri?
- Yolda anlatırım. - Eyvallah, Tuncay.
Hadi güle güle!
Bana bak. Mekanı buldun, tamam. Çin lokantası nereden çıktı şimdi?
Ciddiyim tabii.
Ne Çin lokantası? Hani bar açıyorduk ya!
Ya oğlum, yengen iki haftaya kadar Çin'den geliyor.