Altan sinsi hesaplarıyla Nuri'ye yaklaşır. Fakat kader Altan ve Nuri'nin başını hep tehlikeli maceralara sürükler. Her şeyin çok güzel olacağını zanneden ikilimiz beraber ağlar, beraber güler.
⌘K
Replik ara
⌘K
↑ Önceki sayfa için yukarı kaydır
öncesi yükleniyor...
Bırak, Altan!
Parayı önüme tak diye koydu, o tabureleri öyle aldım. Allah belamı versin.
Ne o öyle? Hiç bir şey dinlemiyorsun ki sen.
- Sen nereye? <- E yürüyoruz işte.
- Ben depoya gidiyorum yatacağım. <- Tamam, ben bırakırım seni.
- Yok canım sen gelemezsin oraya. - Niye ki?
- Oğlum orası işyeri anlamıyor musun ya? <- Tamam bırakırım ben seni ya, Allah Allah.
- > Ya sen beni bırakma, sen git, tamam.
Gel bak bir yere gidecektik ya, bir yer göstereceğim.
- > Ne göstereceksin? Bu saatte Altan!
Ya gel Allah aşkına ya, çok önemli. Kırma beni.
Oradan bırakırım ben seni depoya. Çok özel bir şey ya, lütfen. Hemen şurada.