Altan sinsi hesaplarıyla Nuri'ye yaklaşır. Fakat kader Altan ve Nuri'nin başını hep tehlikeli maceralara sürükler. Her şeyin çok güzel olacağını zanneden ikilimiz beraber ağlar, beraber güler.
⌘K
Replik ara
⌘K
↑ Önceki sayfa için yukarı kaydır
öncesi yükleniyor...
- Ayrıldılar ha. Yanında kimse var mıydı? - Bir adam daha vardı. Abisiymiş.
- Abisi mi! Onun adı ne? - Nuri. Bir de Çin'li kız vardı yanında.
- Çin'li mi? Ne biçim şebeke lan bu? - Bilmiyorum Nusret abi.
- Peki nereye gittiklerini biliyor musun? - İstanbul'a galiba.
İstanbul'a mı? Yürü Celil!
Şu ne ya bir saattir? - Kim o ya?
Minibüs ya, baksana.
Saçmalama ya.
- > Oğlum yola çıktığımızdan beri peşimizde bu vallaha billlaha bak.
Oğlum saçmalama, vesvese yapma benim de kafamı bozma.
- Ban gazlıyorum vallaha anlamam. - Nakliyatçılar olmasın?
Dur Allah aşkına delirtme beni ya. - Ne bileyim ben.